Merhaba, ziyaretçi! [ Giriş

izmir escort

İzmir’in en kaliteli izmir escort sitesine hoşgeldiniz.
izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort
Sitemiz sizlere en güzel ve kaliteli escort bayanları listelemek amacıyla yayın yapmaktadır. Sitemizde bulunan tüm ilanlar gerçek escort bayanlar tarafından gönderilmekte ve otomatik olarak yayınlanmaktadır. İzmir’de kız arkadaş ya da VIP partner bayan arıyorsanız doğru yerde olduğunuzu bilmelisiniz!
Escort ilan sitemizde ayrıca İzmir sınırsız escort bayanları da bulunmaktadır. Bu bayanlar sizinle her türlü ilişki şeklini kabul etmelerinin yanı sıra, sizlere İzmir anal escort hizmeti de verirler. Onlarla geçireceğiniz hiç bir anı unutamayacak ve zihninizde sürekli bu hayal gibi İzmir escortları düşüneceksiniz.
İzmir Ucuz Escort
Sitemizde bulunan çoğu eskort bayan İzmir ucuz escort bayanlardan oluşmaktadır. Her keseye uygun fiyat biçen bayanlar sayesinde pahalı zevklerden ucuz zevklere geçiş yapabilirsiniz. Ucuz escort bayanlar her ne kadar ucuz olsalar dahi, siz elit beyler için özenle hazırlanmakta ve hizmet vermektedirler. Her şeyden önce sizin cebinizi düşünen İzmir escortlar ile çok güzel vakitler geçirebilirsiniz.
İzmir Liseli Escort
Gerçek İzmir liseli escort bulunduran tek siteyiz. Öğrenci genç escort kızlar sizler için telefon başında beklemekteler. Her an onlarla iletişime geçip körpe bedenleriyle ilişki kurabilirsiniz. Genç kızlar her zaman daha iyidir, bunu siz daha iyi biliyorsunuz! İzmir’in kızlarından çok liseli kızları meşhurdur.
İzmir Türbanlı Escort
Tesettürlü escort arayanlar gerçekten ağızlarının tadını bilen kimselerdir. Bu tarz escortlar genelde İzmir’de pek bulunmazlar. Az sayıda bulunan bu nadir İzmir türbanlı escort bayanları sizleri gerçekten zevkten uçuracak cinsten bayanlardır. Tombul türbanlı bayanlar aynı zamanda ucuz escort hizmetleriyle kendilerini her zaman bir adım önde tutarlar.
İzmir Üniversiteli Escort
Bu kızlar genelde öğrenci escort olarak bilinirler. Bu bayanlar ucuz eskort hizmetleri ile göz doldururlar. Ucuz escort her zaman İzmir’de aranan kelimelerdendir. Bizler ise sizlere bu imkanı sunuyor ve sizlerin cebini düşünüyoruz. Bu genç ve ateşli İzmir kızlarını sakın kaçırmayın! İzmir üniversiteli escort kızlarla en ateşli anları yaşayın.
izmir escort ilanlarını inceleyiniz
İzmir Escort Hülya ile Sekste zevk almak sizin için doğanızın bir parçası ise ve kendinizi bu konuda her türlü sınırı zorlayabilir olarak görüyorsanız mutlaka izmir escort Hülya bayan ile tanışmalısınız. Onlar kendi evlerindeki konforu sizlere de sunmakta olduğu için gerçekte kim olduğunuzu ve neler istediğinizi, ne tür ilişkiler yaşayabileceğinizi ve sınırlarınızı ne denli zorlayabileceğinizi çok kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.Sizi evlerine davet etmek için can atan ve bunu sitelerdeki profillerinde de beyan eden escort Hülya İzmir kızları merak ettiğiniz tüm soruların cevaplarını bulmanıza yardımcı olacaklardır. Sizinle ilgilenirken her türlü konforu sağlamakta başarılı olan bu bayanlar tabi ki sekste de yatakta görüp göreceğiniz her türlü alakayı gösterecek ve en çekici, seksi kıyafetlerini giyerek sizi deli etmeyi başaracaktır.escort Hülya İzmir kızlar bir anda dünyanızın her şeyi olacaklar ve onlardan başkasına ihtiyaç duymayacaksınız.

Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine “empati” adı verilir.
10 Kişiye sordum. Enpati nedir. Siz ne anlıyorsun diye sordum. Aldığım cevaplar bunlardı.
Dialoglarda kısasa kısas gibi gereksiz anlamsız ifadeler,davranışlar olmasın diye güzel bir düşünsel ifede biçimidir.Yapılan her anlatımda karşı tarafın ne hissedeceğini tartamayıp söylenen söz veya yapılan davranışlar sonrasında insana idrak etme gibi ne yaptığını anlamasına yardımcı olmaktadır.
İnsanin karsısındaki yada iletisim kurdugu insanın fenomenal alanina girmesi. Onun duygu ve dusuncelerini dogru anlaması ve anladigını ona bildirmesi demektir.
Karşımızdakinin derdini, mesajını, kaygısını anlayabilmek. Hayata bir de onun penceresinden bakabilmek. Herkesin birbirine saygı içinde, özgürce var olabileceği ortak bir yaşam için çözümler üretebilmek.
Karşındakinin, konuşurken söyleyeceğin sözler karşısında nasıl bir hâl alacağını önceden kestirebilme yeteneğidir. Üzülebilir mi, kızabilir mi, mutlu mu olur yoksa vs, yoksa kimsenin kimse gibi düşünmesi beklenemez.
Bu günün insanının en fazla ihtiyacı olan, ancak en az yaptığı eylemdir.
İhtiyac duyduğumuz bir kavram.
Empatik olan kişilerin sanki karşısındakiler için birşeyler yaptığı düşünülüyor genelde. Aslında aksine hayata daha empatik bakabildiğimizde, algısal ve duygusal dünyamızı genişletip, daha kendimize dönük, özgür bir hayat yaşayabiliriz.
Bilinç düzeyimizi yükseltmenin araçlarından biri.
Karsımızdakini anlayabilme yetisi. Hatta kimi zaman bu anlamanın otesine geçer. Karsindakinin içinde bulundugu durumun içine dusersin. Adeta onun dusuncesini, korkularını, endişesini, aklından geçenleri yasar hisseder hale gelirsin.
Sempati bir insana ya da bir duruma karsi sicaklik yakinlik hissetmek demek. Empati ile sempati ayri. Empati objektif. Bir durumdan hoslanmayi ya da hoslanmamayi gerektirmiyor. Empati deneyimlemeyi getiriyor. Yasamayi ve kendi deneyimleriyle (algisal gucu yoluyla) anlamayi belirtiyor. Empatisi kuvetli olan bir ağacın içine, kuşun içine yaprağa tasa kendini projekte edip. Onların varlığının gucünu de deneyimleyebilir.
İngilizlerin bir deyimi var .
ı wish to be in your shoes(senin yerinde olmak isterdim) derler…
Bana empatiyi hatırlatır hep. Empati: Başkalarının pabuçlarını giyip yürümektir. Onun gözleriyle bakmaya çalışmak yani sade bir ifadeyle kendini onun yerine koymaktır.
Nietzsche’ nin sahibi tarafından at arabasını saplandığı. Çamurdan çıkartması için kırbaçlanan atı gördüğünde .
Kendini tutamayıp , sahibinin ellerine dolanması ve ‘vurma’ diyerek ağlamaklı söylenmesidir.
Karşındakinin makosenlerini giyip yürümek. (mecazi). Nike spor ayakkabılarımı giyip, benim gibi mi düşünmek istemişti acaba. Yoksa çaldı mı hala çözemedim)
Güzel bir fıkra ile yaptığım anketti bitirmek istiyorum.
Laz Almanya’da ters yola girmiş. Polis anons yapıyormuş: ‘Dikkat dikkat .Ters yola girmiş bir araç var.
Laz söylenmiş: Ne bir tanesi; bin tane bin tane.
by admin with No Comments
Ağu 18thMüslüman Ülkeleri neden hedefte
Müslüman Ülkeleri neden hedefte
Şu sıralar Müslüman ülkelerin birileri tarafından hedef
Alındığını biliyoruz kim tarafından hedef alındığı önemli değil
Önemli olan neden bu zulüm Müslümanların başına geldi ben
Bir Müslüman olarak tabi ki üzülüyorum her makalemde
Özelikle Müslümanları uyarıyorum ama fayda etmiyor bizler
Gibi kurana sımsıkı sarılıp kurandan başkasına iman etmeyene
Dinsizmiş gibi gören cemaat tarikatçılar var
Bizler dedi ki hadisleri bırakın kuran okuyun onlar bu dinsiz
Hadis-î Şerif’e saldırıyor dediler aslında onlar kurana saldıranlarla bir olup kuran sapıkları diyen cemaatçilerle bir oldular.
Bizler mezhep ile Müslümanları bölmeyin dedik dinsiz ilan
Edildik şu an Arap ülkeleri neden yalnız bırakıldı biliyor
Musunuz Allah’ın öğüdü olan kuranı bırakıp her mezhep’e
Uyarlanmış. Hadislere iman edildiği için Allah da kullarını
Yalnız bırakır şu an olduğu gibi.
Halen düşünmezler ki bu zulme neden uğradık bakın Arap
Ülkelerine halen bir birini yiyorlar o mezhep bu mezhep
Şu hadis bu hadis şunu söyleseler inan ki kurtulacaklar
Yalnız kuranla iman olur deyip kurana sımsıkı sarılsalar
Allah hu tela da onlara yardım etsin
Yok, halen Türkiye’de ki kafa tas avcıları Hadis-î Şerif mezhep
Gibi dinle alakası olmayan şeylerin tarikatların peşinde koşup
Cennete gideceğini düşünüyorlar inan çok yazık ediyorlar
Arap ülkelerinde olan bu katliamlar sanmayın ki Türkiye’de
Olmaz işte kurandan uzaklaştığımız için Türkiye’de Arap
Ülkelerinde olduğu gibi mezhep çatışmasına gidiyor
Bu Alla hu telanın bizlere bir ceza olarak vereceği bir azap
Olduğunu bilin yakındır bekleyin görün.
Hz Musa’nın kısasını kuranda okudunuz mu sanmıyorum
Hadis-î Şerif o bu efendiyi dinleyip elini …? Yalamaktan
Alla hu telanın öğüdü Olan kuranı okumaya zamanınız
Olmamıştır.
Arap ülkeleri de sizler gibi yaptığından başlarına bu musibet
Gelmiştir Türkiye şu an bir sığınak sananlar asıl büyük tehlike
Kapıda çünkü bizler hak ediyoruz büyük İsrail projesi
Arap baharı Türk Kürt sorunu derken aslında bir hedefe
Çekiliyoruz bunlar kurandan uzaklaştığımız için bir musibettir
İşte o gün bakalım o cemaat tarikatların nasıl yurt dışına çıktığını göreceksiniz f tipi cemaatler gibi tek kurtuluş
Kuran okumak sayın okurlarım şeytanın ayak izlerini takip
Etmeyin sizlerde haklısınız kafanız karışık her TV programın da
Din adımı sıfatı taşıyan şeytanın yandaşı olmuş din adamları
Demek bile istemiyorum bu gibi insan kılığına girmiş
Şeytanlara Her dini konuşmalarında hadislerle açıklama
Yapıyorlar Çünkü kuranda din ticaretine yer yok o yüzden
Sayın okurlarım Şeytani oyunlara gelmeyin kurana sımsıkı
Sarılın tek kurtuluş
Arap ülkelerinde yaşanan oyunlar Türkiye’ye doğru çekilmek
İsteniyor son pişmanlık fayda getirmez belki bazıların işine
Gelmeyecek bu yazı Türkiye’yi batan gemi gibi görenlere
Sesleniyorum bu gemi bizlerin her kim bu Türk kimlikte
Var ise sahip çıksın çünkü yağmalamak istediğimiz gemi
Hepimizin yanaşacak limanımız yok hep beraber bataklığa
Çekiliyoruz kurana vatanına sahip çık yaban ele güvenme
Bir gün el olur gider
by admin with No Comments
Ağu 18thB KALESİ İZMİR ESCORT
Şair Nazım Hikmet yukarıdan verilen emirle, düzmece bir yargılama sonucu 28 yıl hapse mahkum olur. İlk olarak Ankara Askeri Cezaevi’ne gönderilen şairin tutsaklığı İstanbul Tevkifhanesi,Çankırı Cezaevi ve son olarak ta Bursa Cezaevi’nde sürecektir.
Nazım 10 yıldır hapistir ve kendi deyişiyle daha onsekiz yıl vardır demir kapının açılmasına
Bursa Cezaevi şairin acı ve hasretle dolu, ama çok verimli yazarlık yıllarına tanıklık edecektir.
Nazım Hikmet yaşamından çalınmış tam 10 yılı Cezaevinde yaşayarak sürgündür bu kentte. 1940’ın sonunda siyatiği nedeniyle Çankırı Cezaevi’nden Bursa’ya gönderilen komünizm propogandasından tutuklu Nazım’ın ününün kulaktan kulağa yayılıp efsaneye dönüştüğü hapisane ’Bursa Kalesi’ diye anılmaktadır.
Bu kentte , bu cezaevi avlusundan bu hapisane pencerelerinden izleyecektir meşhur Uludağ’ıda:
Yedi yıldır Uludağ’la göz göze bakışıp dururuz.
Ne o kımıldanır yerinden, ne beN
Lakin birbirimizi yakından tanırız.
Gerçekten yaşayan her şey gibi gülmesini ve kızmasını bilir.
Bazan,
Hele kışın, hele geceleri,
hele rüzgar kıbleden estiği zaman,
Karlı senaberlikleri, yaylaları, donmuş gölleriyle
uykusunun içinde şöyle bir kıpırdanır.
Ve orda, en yukarıda , en tepede oturan keşiş,
uzun sakalı darmadağın
ve etekleri savrularak,
Rüzgarın önünde haykıra haykıra iner ovaya.
Sonra bazen,
hele Mayısta şafak vakitleri,
masmavi, uçsuz bucaksız, koskocaman,
hür ve bahtiyar
yepyeni bir dünya gibi yükselir.
Sonra bazen, gün olur,
gazoz şişelerindeki resimlerine benzer,
Ve ben anlarım ki, görmediğim otelinde
kayakçı bayanlar kanyak içerek
kayakçı baylarla dalga geçmekteler.
Ve gün olur,
şalvarı sarı pırpıt bezinden, kara kaşlı dağlılardan biri
Mukaddes Mülkiyetin mihrabında kesip komşusunu
misafir gelir bize,
71’inci koğuşta on beş yıl yatmaya izmir escort
Yüce bir dağın Uludağ’ın eteğinde kurulmuş Bursa şehrinde hem uludağ’ın eteklerini hem de şehrin bir çok yerini kaplayan çoğu yüzlerce yıllık ulu çınarları anlatır şiirinde:
Memleketimi seviyorum :
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
Memleketim :
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.
Memleketim :
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.
Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
Bolu’nun Abant gölünde yüzer.
Memleketim :
Ankara ovasında keçiler :
kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun’un.
Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yarı aç, yarı tok
yarı esir…
Ve bu cezaevi’nde resim öğrettiği köylü çocuğu İbrahim Balaban’ın bir tablosuna yazar şiirini:
İşte seyreyle gözüm, hünerini Balaban’ın.
İşte şafak vakti, Mayıs ayındayız.
İşte aydınlık :
akıllı, cesur, taze, diri, insafsız.
İşte bulut :
kaymak gibi lüle lüle.
İşte dağlar :
hem de mavi, hem de serin.
İşte sabah seyranı tilkilerin :
uzun kuyruklarında ışık,
sivri burunlarında telaşları…
İşte seyreyle gözüm :
işte karnı aç
tüyleri diken diken
ağzı kırmızı
işte kurdun biri.
Kendinde hiç duymadın mı sen
aç kurdun öfkesini sabah vakitleri?
İşte seyreyle gözüm: kelebekler, arılar,
işte kıvıl kıvıl devranı balıkların.
İşte bir geyik :
daha güzel bir dünyanın hayvanı.
İşte seyreyle gözüm :
inin önünde ayı,
uyku sersemi henüz.
Sen aklından geçirmedin mi hiç
toprağı koklayarak,
ayılar gibi dalgın yaşamayı,
bala, armuda, yosunlu loşluğa yakın
insan sesinden, ateşten uzak?
İşte seyreyle gözüm: sincaplar, tavşanlar,
işte kertenkele, işte tosbağa,
işte üzüm gözlü eşeğimiz.
İşte seyreyle gözüm : bir ağaç pırıl pırıl,
güzellikte insan en çok benzeyen.
İşte çayır çimen :
İşte, kokla burnum : nane, kekik.
İşte sulan ağzım : labadalar, ebegümeçleri…
Ellerim, ellerim dokunun, okşayın, avuçlayın.
İşte anamın sütü, karımın eti, gülüşü çocuğumun.
İşte sürülen toprak…
İşte seyreyle gözüm, işte insan :
dağın, taşın, kurdun, kuşun efendisi,
işte çarıkları,
işte poturunda yamalar,
işte karasaban,
işte sağrılarından kederli, korkunç oyuklarıyla öküzleri…
Ünlü düşünür Jean Paul Sartre ’Onun ölüm son uykusu oldu’ demişti büyük şair için. Ona bir türlü ölümü yakıştıramıyordu çünkü. Evet, Nazım ölmedi, yaşamaya devam ediyor hala eserleriyle, resimleriyle, şiirleriyle…
by admin with No Comments
Ağu 18th72. KOĞUŞ escort
Orhan Kemal’in malzemesi insandır. Onun romanlarında, öykülerinde kimi zaman insanın acısı, kimi zaman sevinci, bazen hüznü, bazen kederi, iyisi,kötüsü,ayrılığı sevdası vardır. O hayatın çilesiyle küçük yaşta tanışmış ve çocukluğunu yaşamadan büyük adam olmuş değerli bir sanatçıdır. Aç kalan, ailesini geçindirmek için ölümüne çalışan ve insan gibi yaşama arzusuyla kıvranan herkes onun derdi olmuştur.
Önceleri işçilik, hamallık ve katiplik yapan yazar, daha sonra hayatını ölümüne dek yazdığı romanlarla ve makalelerle kazanmış ve roman kahramanları olan yoksullar kadar yokluklar, yoksulluklar yaşamıştır.
Bu güzel insanın ailesini geçindirmek için neler çektiğini , nelere katlandığını anlatmak için ne yerimiz ne zamanımız yeter. Öyleyse biz sözü yazara bırakalım ve kenara çekilelim:
1953 kışı…Vakit gece…Dışarıda sulu sepken kar, Haiç’in ahşap evlerine, ıssız sokaklarına vuruyordu…Tükürsem donacak bir soğuk…Kemali daha iki yaşında…Yıldız, Nazım küçük…Nuriye’yle çocuklar, her zamanki örtülerinin üzerine evde ne kadar battaniye, kilim varsa almış, birbirlerine sokularak uykuya geçmişlerdi. Ben uyanık, yalnız o gece değil, günler, haftalar gözüme uyku girmiyor. Ufacık, kutu gibi iç içe iki odada oturuyoruz. Aylık kira otuz mu, kırk mı ne?..Bu parayı bile ev sahibine aybaşı gelince veremiyorum.Kimi zaman iki ay, kimi zaman üç ay borcum oluyor. Bir de evin kaynaması gereken tenceresi var. Çocukların ayaklarında ayakkabıları yok. Üstlerinde ceket yok…Palto filan bizim için lüks. Evin reisi kim, ben…Ama cepte dolmuş, otobüs, tramvay parası yok…Soba, odun, kömür hak getire. ’ Ne halt edeceğim? Bu işlerin altından nasıl kalkacağım? Çoluk çocuğu bu kış dondurmadan bahara, yaza çıkarırsam iyi…’ diye kara kara düşünüyordum. Adana’dan İstanbul’a gelişime bin pişmandım ama, kalsaydım ne olacaktı? Veremle Savaş Derneğinde memur, Bağ ve Bahçeler Derneğinde katip, yazı, tahsilat işleri görmekten elime geçen iki yüz lirayla geçinecektim. Bu parayı bile Demokrat Partililer çok görüp beni işten çıkarmışlardı. Çaresiz büyük şehire göçecektim. Göçmek zorundaydım. Ve göçtüm…O zamanda İstanbul’a…Şimdi de kara kara düşündüğüm günler oldu.
Bir ara kendimi Fahir’e sigorta ettirip, bir hususi arabanın altına atmak…Sigortadan alınacak parayı çocuklara bırakmak gibi çılgınca düşünceler kafamda ciddi ciddi yer etmedi değil ama, can tatlı be!..Yapamadım. Geldi geçti…Yok, tek çıkar yol, büyük şehirde tutunmak, dedim. Bunun için savaşmak gerek dedim.
Mangal yok, soba yok evimde. O gün eski gaz ocağına yarım kilo mu, bir kilo mu ne gaz yağı doldurmuştum. Geçtim iç odaya. İç oda büsbütün soğuk, buz dolabı sanki. Yakıyorum ocağı. Avuçlarımı hohlayarak başlıyorum işe. Neye?..Günlerdir kafamda dönüp dolaşan 72. KOĞUŞ hikayesine….Daktilo filan yok. Eski yazım var ya…İşin tersliğine bak, daha hızlı yazıyorum bu harflerle. Kendimi bir işe kaptırdığımı hatırlamıyorum. Bir de kendime geliyorum ki, ohoo sabah olmuş. Ama hikaye de bitmiş. Attığım taş, istediğim kuşu vurmuştu. Kara, fırtınaya,soğuğa karşı ayaklı bir türkü, bir aşk türküsü gibi pırıl pırıldım. Keyiften dört köşe…Sabah kahvaltısı yerine hikayemi büyük bir coşkunlukla okudum onlara. Sonra oturup yeniden yeni harflerle temize çektim hikayeyi. Bu temize çekme işi öğleye kadar sürdü. Öğleden sonra magazinlerden birine koştum. İçim içime sığmıyordu.
Hikayemi hemen kapacaklar…Hiç olmazsa küçük bir avansla eve döneceğim. Et, ekmek, bir şişe Marmara şarabı alıp, o gece felekten bir gün çalacağım. Çalacağım ya!..
İlk hayal kırıklığı …’ Eserinizi okuyalım. Mümkünse yarın bize bir uğrayın.’ oldu.
Eyvah!..Eyvahlar olsun!..Hık, mık…Başka çare yok. Onlar da kendilerine verilen bir eseri okumadan…Haklılar elbette…Ne yapalım?..Yarını beklemekten başka çare yok. Bekliyorum. Ertesi gün, alacağım küçük bir avanstan o kadar emindim ki, su bardağımda bilediğim paslı jiletle kıyak bir traş oluyorum…Ve koşuyorum…72.Koğuş’u teslim ettiğim derginin sahibi yerine karşıma odacı çıkıyor ve bana:
Eserinizi biraz müstehcen bulmuşlar. Müsveddelerinizi buyrun. Buyuralım bakalım…Elimde müsveddem , dolaşan ayaklarımla dergi idaresinden çıkıyorum. Kar dinmiş, güneş soğuğu kırmış …Dünya pırıl pırıl, bu şıkır şıkır dünyadan o kadar uzaktım ki,alamadığım avanstan çok,yaptığım işin anlaşılmaması koymuştu bana.
Ne karım, ne çocuklarım…Kendimi sedire kalıp gibi bırakıyorum…Hani serde erkeklik olmasa ağlayacaktım…Hem de katıla katıla…
by admin with No Comments
Ağu 18thÖnyargılı olmamak için izmir escort
İnsanın kendisini ifade etmesinde ne sakınca olabilir diye düşünmüşümdür her zaman.?!
Neden, toplum olarak birbirimizi dinlemeyiz ve karşıdakine bu şansı bir türlü tanımayız.
Ne kadar da peygamber kesiliriz birden. Karşıdakinin Peygamber evladı olabileceğine inanmadan…Ya, peygamber evladı ise ?
Haset dolu yüreğimizle, kendi boy aynamıza bakmadan, karşındakini nedense hep şeytani görürüz.
Bir tek doğru olan sensindir,yalanlarını bile bile ve bir o kadar da çatlağın olduğunu gördüğün halde yağmurların yağmış, çatlakların kapanmıştır, değil mi?… Çatlaklarını kapatan nedir; Cebindeki para mı?
Kapanıyor, balçıklarının kokusu değil mi; Sıvası ile kapanıyor ?!
Kendini kandırdığının farkına ne zaman varabiliyorsun?… Biliyor musun, sayın x ?
Tanrı elinden bir gün tuttuğunda; gözün perdesini birazcık araladığında !
Küçüktüm; Babaannemin, gece olunca yatmadan önce; Söndürdüğümüz elektrik lambasının o lirik atmosferi altında anlattığı hikayeleri vardı.Söylediklerini; camın perdesini aralayarak yıldızları izlerken gözlerimde canlandırır, sözünü sık sık kesip, soru sorduğumda ise aldığım ters cevaplarına da o, çocuksu yüreğimle çok içlenirdim.
” sus! ” deyince tırsıyor, içerlensemde onu sonuna kadar dinliyordum.
Yaşadığım o anılarımı hiç unutamıyorum. Anlattığı o güzel islami hikâyelerden çok şeyler kapmışımdır. Sureleri onun ağzından ezberledim. Peygamberleri ve hayatlarını anlatırdı ve yaptığı savaşları.
Sözünü kestiğimde, ne derdi biliyor musunuz?
” iki dinle bir konuş”
Şimdi anlıyorum ki, iki dinle derken, karşındakini can kulağınla dinle anla, sonra müdahil ol demek istermiş!
Babam da öyleydi, Annesinin yanında konuştuğunu hiç görmedik. Babaannem konuşurken Babam dinler, soru sormaz, fikrini bile söylemez;
— “Evet, ana” derdi.
Söylediği bir şeyde Babaannemin bir yanlışı olsaydı, konu bittiğinde en kibar yolla düzeltmeye çalışırdı. Ve kendisi de bir konuyu konuşsaydı, o konuşmasını dinlemediyseniz, bir daha mümkün değil başa dönmez, tekrar da etmezdi.Ve isteği anında, Annem ve bizler tarafından dediği anda yapılırdı.
— “Aman baba! bir bardak su iç, birde bize getir” demek ve benzeri gayri ahlaki davranışlarda bulunmak, ne mümkündü. Bu tür davranışlar hiç yaşanmadı, evimizde.
Belki öyle gördüğüm için; hayatımda, karşı tarafa çok imkânlar tanıdım. Anlamak ve anlaşılmak için. Maalesef, çok istediğim halde sonucunu da göremedim.. Ağlanacak halime de hep güldüm. Çünkü, anlayışı olmayandan merhamet dilenmek gibi bir şeydi bu —Vazgeçtim mi?
—Hayır!
—Huylu huyundan vazgeçer mi?
“İyilik yap; at, denize” Misali, bekliyorum, halâ !
Doğru insanların karşıma çıkacağına ve o güne inanıyorum. Çıkmasa da Halik bilir, ne diyelim;
“ Vermeyince mabud neylesin Mahmut”
Yoksa, yok mu böylesi bir mahlukat. Oh my god ?!
Doğru ya Peygamberlerin hasletlerinde olmak kişiyi Evliyalığa götürür ; ki ,bende ne diyorum Ya!
NOT: burdaki sayın X derken toplumun geneli kastedilmiştir yoksa özel biri değildir bu sayın X
yalnış anlaşılmalara meydan verilmemek üzere açıklamada bulundum dedim ya ön yargımızla yaşayan bir milletiz..

3 Responses - “izmir escort”

  1. izmir escort hülyayı tek geçerim 10 numara

  2. Çıtır escort hastasıyım ve ben hülya derim gidin pişman olmazsınız

  3. fenaaaa üniversiteli escort çok fena

Yorum Yazın

Yorum Yapmak için GirişYapmalısınız.